Kategoriler

BİLİYORUM SANA GİDEN

BİLİYORUM SANA GİDEN
Gösterim: 6568

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

CEMAL SÜREYA

Uykularında Sev Beni
Gösterim: 1487

Sen
Dağ doruklarında kalmış
Kırılmış bir dalsın yüreğimde,
Ya da
Suyu özlemiş
Ve dalından kopmuş
Bir yeşil yaprak.
Bense,
Sana uzak ovalarda çağlayan
Özleminle beslenmiş
Yorgun bir ırmak…
Gücüm yok
Tırmanamam dağ doruklarına
Yer çekimine kafa tutup,
Akar dururum
Sana hasret
Ve yalpalayarak..

Sen
İnemezsin yükseklerden / ovalarıma
Karışamazsın sularıma,
Yollar acımasız
Mesafemiz uzak.
Sevmek haram bize
Kavuşmak hayal.
O nedenle
Uykularında sev beni
Rüyalarında okşa
Yanındayım varsayarak.

Ya da bir gün
Kır köklerini,
Yükseklerden
Düş sularıma,
Çıkalım ovalarda
Sonsuz bir yolculuğa
Kıvrılarak,
Çalkalanarak.
Sarmaş dolaş olup
Büyütelim buğday başaklarını
Kurak toprakları kucaklayarak…

Yüreğimin taze dalı
Yatağımın çakıl taşı!
Uykularında sev beni
Rüyalarında okşa
Unutma:
Mekân tanımaz aşk!
İnce ince / usul usul,
Sevdiğini söyle
Fısıldayarak……

Kâmuran Esen

Yaşamak Sevdaya Yakışır / Gün Doğacak..

                                                                                             Yaşamak Sevdaya Yakışır / Gün Doğacak…

Gecenin bir yarısında
Yanık bir yıldız
Avucuma konar
Gün sıcağından esrik kalmış.
Koynumda yitik üç-beş düş tohumu
Apansız iklimler
Sırılsıklam
Gitmelere arefesinde

Teleşa kapılmış şehirleri gençliğimin
Vuslat bir kaç adım oysa
Karanlık ırak gayrı
Oyy kuytu
Oyy titrek hayaller

Yüzüne yüz süremediğim yar
Gün doğacak

Şafak öyle yaman gelecek ki
Umut kurşun gibi
Şafak öyle yaman gelecek ki
Sevda harı
Yürekte işlenirken

Rüzgar körükleyecek bu közü
Başlangıçlar güzelliği
Dudaklara mıhlanmış tebessümler
Mührü sökülecek yüreğin
Acı düşecek cellat bıçağına
Bıçak kanayacak

Saçlarına hayallerimi doladığım yar
Gün doğacak


Ellerin Ellerime Yakışır Can

Yüreğin yüreğime

Yaşamak en çok bana yakışır
Yaşamak sevdaya…

 İmdat Özcan

Ağladığımı kimseye söyleme anne…

Ağladığımı kimseye söyleme anne…
Onlar beni güçlü biliyor…
Onlar beni, en zor günümde bile ayakta biliyor…
Ben aslında gülerek geçirdiğim günün akşamı evde ağlarken…
Onlar benim içimin sızladığını, yüreğimin yandığını bilmiyor….Ağladığımı kimseye söyleme anne…
Onlar beni kral belliyor…
Onlar beni, kızdımı dünya yakacak insan belliyor…
Ben aslında onun gözlerine bile bakmaya kıyamazken …
Onlar benim erkek uğruna üzüleceğimi tahmin bile etmiyor…

Ağladığımı kimseye söyleme anne…
Onlar beni ağlamaz biliyor…
Onlar beni ,üzüldüm mü bulunduğum sehri bulutlar kaplar biliyor…
Ben aslında odama kapanıp sitem duygusuyla bir köşeye sinerken…
Onlar, beni hiçbirşeyin sarsacağını akıllarının ucundan bile geçirmiyor…

Ağladığımı kimseye söyleme anne
Onlar bunu hiç bilmiyor…
Onlar için ben en sağlam köprülerden daha sıkı bağlıyımdır hayata…
Ben aslında ölümle yaşam arasındaki ince çizgiden

Bir o yana bir bu yana giderken…
Onlar benim için

Hayatın büyük bir hayal kırıklığı olduğunu bilmiyor !!!

Aşk Hayatı

Aşk Hayatı
Sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı…’bir insanı sevmekle başlıyordu her şey’
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu

Yılmaz Erdoğan

Canım Babama..

Canım Babama..

Dilde olanı var; dile düşeni..

Dilde olanı var; dile düşeni…
Hafif bir rüzgârda söneni…

Fırtınada daha bir alev alanı…
Bir elbise gibi giyinir kimisi…

Yağmur olur sırıl sıklam…

Bir rüzgâr eser…

Hani dolanır ya her yanını…

Ne bileyim çağıldar ya sular…

Taşar ya…

Aşıp aşıp hani bir arayışın “adı” olur ya…

Hani bir çığ; dağlardan, hey!

Hani bir çığlık yankı yankı…
Aşk, çok tanıdık sanki…

Hiç yabancı gelmiyor…

Oturup konuşuyoruz sık sık…
Bir gece göz kırpıyor yıldızlar gibi…

Dolunayın selamını aldın mı mesela…

Dallarda salınırken narlar… seyrettin mi?

Yağmurlar parıldarken ince bir inci bir bakışla…

Hani kitap sayfalarında nefes nefese bir koşu…

Huşu belki de…

Hastanın dua diyen gözleri…

Pencereye doluşması kumruların…

Mesela tam da ortasındayken baharın; kapı zilinde asılı kalması bir ölümün…

Mısralarında gözyaşı olan şiir gibiyiz seninle

Mısralarında gözyaşı olan şiir gibiyiz seninle biz
İkimizin de omzunda saklıdır mendillerimiz,
Toz kaçmaz hiç gözlerimize,
Biz aşka ağlarsak eğer,yalan söylemeyiz.
Yüreklerimiz ne de çok acır gidişlere,
…Ahh yarim!
Buluşamadık bu bahar seninle ,
Belki de bu yüzden vedalara bile hasretiz!…
Mısralarında gözyaşı olan şiir gibiyiz seninle biz,
Her damlamıza bir ömrü feda ederiz….

Gözyaşına hiç değmez.

Seni ağlatan kişi uzanıp dokunmuyorsa yanaklarına, silmiyorsa gözyaşını; boşver ağlama…
Senin saçlarına,
Senin ellerine,
Senin yüreğine dokunmasına ihtiyacın olduğunda uzak duruyorsa senden, sil at onu hayatından.
Çünkü senin kalbine değemeyen, gözyaşına hiç değmez…